Okuduklarım


İnternette en fazla kullanılan şifreler nelermiş? Bir bakalım :D

10. ‘thomas’ (0.99‰) En fazla kullanılan şifrelerde 10 numaradan başlayalım. Bir isim, Thomas Bu isim 2000 yılında İngilterenin en fazla kullanılan 2. ismiymiş. (2nd en fazla kullanılan isim 2000). Bu şifreyi kullanan, yani kendi ismini kullanan kişi sayısının fazlalığı ve Thomas Jefferson veya Thomas Edison gibi çok ünlüler de var :D

9. ‘arsenal’ (1.11‰) Şuradaki listeye, göre en popüler klüplerden ve ayrıca da gerek yazılması için gerekli harflerin bir arada olması gerek 6 harften fazla olması bir çok kullanıcıyı bu şifreyi kullanmaya götürüyor.

8. ‘monkey’ (1.33‰) Yine 6 harf mucizesi. Bir çok sitede şifre olarak 6 harf ve fazlasını istediği için bir çok kullanıcı bu şifreyi tercih ediyor.

(devamı…)

Yorumda bulunayım

Türkiye’de kaç okul var?
67 bin…
Kaç hastane var?
1220…
Kaç sağlık ocağı var:
6 bin 300…
Peki kaç cami var?
85 bin…
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
Peki kaç kilise var?
270…
Kaç cemevi var?
100.
* * *
Türkiye’de kaç doktor var?
77 bin…
Peki kaç din görevlisi var?
90 bin…
Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Eğitim-Sen’e göre Türkiye’nin 200 bin öğretmen açığı var.
* * *
Türkiye’de kaç kütüphane var?
1435…
Almanya’da kaç kütüphane var?
11 bin…
Türkiye’nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?
13…
Kaç kentte kuran kursu var?
81…
Bu kursların toplam sayısı kaç?
3852…
* * *
Türkiye’de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
Peki kaç tane “cami yaptırma derneği” var?
35 bin…
* * *
İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi ne kadar?
783 trilyon…
Ulaştırma Bakanlığı’nın?
678 trilyon…
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın?
677 trilyon…
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın?
632 trilyon…
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın?
280 trilyon…
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın?
249 trilyon…
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın?
404 trilyon…
Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ne kadar?
1.3 katrilyon…
8 bakanlığın bütçesi kadar…
22 üniversitenin toplam bütçesine denk…
* * *
Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:
1997′de 66 trilyon.
1998′de 119…
1999′da 180…
2000′de 270…
2001′de 302…
2002′de 553…
2003′te 771…
2004′te 1 katrilyon…
2005′te 1 katrilyon…
2006′da 1,3 katrilyon…
2007′de 1.7 katrilyon…
* * *
Bir ülke, Diyanet’e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?

[11] yorum yapılmış.

Şu sıralarda bana (sana, ona, bize) vekaleten meclis sıralarında oturan kişiler, Lübnan’a asker gönderme Tezkeresini kabul ettiler.  Halkın vekili olan kişiler, -milletvekilleri- nasıl oluyor da yapılan her ankette halkın “Hayır” dediği bu tezkereyi kabul ettiler, anlaşılması güç.
Üzerine cuk diye oturacak gibi Nazım Hikmet’in şiiri,

mister dallas,
sizden saTürk Askeri Toplu Haldeklamak olmaz,
hayat pahalı biraz bizim memlekette.
mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
koyun eti,
ankara`da 23 sente,
yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
elli santim kefen bezi yahut,
yahut da bir aylığına
yirmi yaşlarında bir tane insan
erkek,
ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
üniforması, otomatiği üzerinde,
yani öldürmeye, öldürülmeye hazır;
belki tavşan gibi korkak,
belki toprak gibi akıllı,
belki gençlik gibi cesur,
belki su gibi kurnaz,
(her kaba uymak meselesi)
belki ömründe ilk defa denizi görecek,
belki ava meraklı, belki sevdalıdır.
yahut da aynı hesapla mister dallas,
(tanesi 23 sentten yani)
satarlar size bu askerlerin otuzbeşini birden
istanbul`da bir tek odanın aylık kirasına,
seksen beş onda altısını yahut,
bir çift ıskarpin parasına.
yalnız bir mesele var mister dallas,
herhalde bunu sizden gizlediler.
size yirmi üç sente sattıkları asker,
mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,
mevcuttu otomatiksiz filan,
mevcuttu sadece insan olarak,
mevcuttu,
tuhafınıza gidicik,
mevcuttu
hem de çoktan mı çoktan
daha sizin devletin adı bile konmadan.
mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
mesela mister dallas,
yeller eserken yerinde sizin new york`un,
kurşun kubbeler kurdu o,
gökkubbe gibi yüksek,
haşmetli, derin.
elinde bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.
halı dokur gibi yonttu mermeri
ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına
ebem kuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.
dahası var dallas,
sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz
zulüm gibi,
hürriyet gibi,
kardeşlik gibi sözlerin,
dövüştü zulme karşı o,
ve istiklal ve hürriyet uğruna
ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek
ve yarin yanağından gayri her yerde,
her şeyde,
hep beraber
diyebilmek için,
yürüdü peşince bedrettin`in…
o, tornacı hasan, köylü memet, öğretmen ali`dir,
kaya gibi yumruğunun son ustalığı,
922 yılı 9 eylülü`dür.
dedim ya, mister dallas,
herhalde bütün bunları sizden gizlediler.
ucuzdur vardır illeri.
hani şaşmayın,
yarın çok pahalıya mal olursa size
bu 23 sentlik asker,
yani benim fakir, cesur, çalışkan milletim,
her millet gibi büyük türk milleti.

NAZIM HİKMET

Turk Askeri Izmire Giriyor
[2] yorum yapılmış.

Bir çok teori ya da felsefenin başını alıp sonuna da bir izm eklediğimizde içinden çıkılamaz bir hal alıyor değil mi? Ya da bana öyle geliyor artık. Şimdi de Gnostizm çıktı, bilmediğim …izm’lerden biri… Araştıralım bakalım biraz.

bir hristiyanlik akimi zannedilse bile, kökenleri cok daha eskilere, kismen de paganizm`e dayanan, ruhun kurtuluşunun evren gizemlerinin bilgisine “sezgi” ile ulaşmakla ve bu bilgiyi açıklayan büyülü formülleri öğrenmekle sağlanacağını varsayan ögreti. (bkz: paflikyan)

gnostisizm basit bir grup inanç olmaktan daha çok, farklı bir çok şekilleri olan, kökleri yahudilik ve hıristiyanlık öncesine kadar giden, tanrı`ya ruha ve dünyaya dair bir bakış açısı içeren bir harekettir. dualizm üzerine temellendirilmiş kurtuluşçu bir din olarak da isimlendirilebilir .

Kaynaklar: 1 2 3

Yorumda bulunayım

Mehmet Barlas‘ı, Emre Kongar ile Ntv ekranlarında yaptıkları Yorum Farkı isimli tartışma-söyleşi programındaki başarısı ile daha bir takdir eder olmuştuk ki; geçen gözümüze çarpan, Sabah’taki köşe yazısı ile gönülleri fethetti.

Ortaya iki gökdelen döndürmekle olmuyor beyler, biraz da medeniyet denen şeyi yani bilgi çağındaki bilgiye kolay erişimi sağlamak gerekiyor

şeklinde de çevrilebilecek bir köşe yazısı yazmış. Vay bee. Daha fazla yazar duyarlı davransa da bu çağdışı durumlara düşmesek değil mi?

Bu arada Mehmet Barlas için Nihat Genç bir ara, İşte bu adam 50 yıldır medyada siyasi cambazlık yapıyor, ama tek bir sözü, tek bir kelimesi bugüne kadar hiç bir ciddi makale ve bilim kitabında ‘alıntı’ olarak dipnotlanmadı.demiş… Saygılar Nihat Genç:P

Yorumda bulunayım

Şu Çılgın TürklerDünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı… Kesinlikle okunması gereken bir kitap, şiddetle öneriyorum.

Tarih kitabı mı yoksa roman mı tartışmalarına girmeye gerek yok. Çok geniş ve usta bir dille yazılmış, kurtuluş mücadelemizi anlatan en büyük eser diyebiliriz. Trt’de yayınlanan Kurtuluş dizisinin daha geniş ve üstün hali… Diziyi severek izlemiş olanlar bu kitabı hemen edinmeliler…
Yazara Dair Bilgiler (devamı…)

[2] yorum yapılmış.

Tempo dergisi bu kitapta geçen filmleri onar onar yayınlamış meğer. İngilizce bir kitabın çevirisi olan bu eserin orjinali biraz daha güncellenmiş ve 1003 filme çıkmış. Adres burada. Eğer link çalışmazsa (more…) linkini kullanabilirsiniz. (devamı…)

[5] yorum yapılmış.

13 Nisan 1914’te İstanbul doğumlu Orhan Veli Kanık, 1941 de Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte çıkardıkları Garip isimli kitap ile Türk Edebiyatında bir akımı başlatmışlardır. Garip akımı ya da Birinci Yeni diye adlandırılan bu akımın baş mimarından Orhan Veli, Garip isimli kitabın önsözünde; “hece ölçüsü ve uyağın şiiri yozlaştırdığı” söylüyor, “şiirin insanın beş duyusuna değil, beynine seslenen bir söz sanatı olduğu” belirtiliyordu. Ona göre: “Şiire, egemen sınıfların beğenilerinin sonucu yerleşen kalıplaşmış öğeler kaldırılmalı, şairaneliğe son verilmeli ve şiir toplumun çoğunluğuna seslenmeliydi. Bu amaç da ancak yeni yollar ve yeni araçlarla gerçekleştirilebilirdi.” Orhan Veli ve arkadaşlarının bu çıkışları, parıltılı ve gündelik hayattan uzak kafiyeli sözcük öbeklerini yıkıp, sokaktaki insanın sözcüklerini şiire soktu. Böyle şiirler her okumada daha farklı anlamalar kazanır oldu.

sokakta giderken,kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
insanların beni deli zannedeceğini düşünüp
gülümsüyorum…

Anlatamıyorum, Denizi özleyenler için, İstanbul Türküsü, Sizin için vs… diye uzayan şiirleri

[2] yorum yapılmış.

Burası Agora meyhanesi, Burda yaşar aşkların en divanesi, en şâhanesi
Türkiye’nin neredeyse her yerinde bir adet Agora Meyhanesi vardır. Şarkıya adını verdiği söylenen yer İstanbul’un en eski semtlerinden biri olan Balatmış. Gerçi kimi de şarkı sözü yazarının burayı bilmediğini İzmir’de öylesine bir meyhanede bunu yazdığını söylüyor……

İşte bu ünlü şarkının bestelendiği şiirin sahibi, İzmirli doktor Onur Şenli… Agora Meyhanesi’nin öyküsü şöyle anlatıyor: ” Ben demiryolcu bir ailenin çocuğuydum. Bu şiiri 1959 yılında 19 yaşındayken yazdım. Bir başka demiryolcu ailenin kızına aşıktım. Tabii platonik bir aşk. Aslında o dönemde Agora Meyhanesi diye bir yer yoktu. Aslında şiirin ismi böyle değildi… Fakat yayınlandığı dergide (Ege Ekspres) bu isim verilmiş.”
Agora Meyhanesi, sonra İsmet Nedim tarafından bestelenip, Gönül Yazar tarafından plağa okunmuş. Ama ilk plaklarda eser sahibi olarak Onur Şenli’nin ismi yokmuş. Şenli, şiirine sahip çıkmak için epeyce mücadele vermiş. Davalar açmış, tazminatlar kazanmış. “Agora Meyhanesi”, ülke çapında meyhane kültürünün bir simgesi olmuş, yıllarca Türkiye’nin dört bir yanında açılan meyhenelere “Agora Meyhanesi” denmiş… (Akşam Sefaları-Mehmet Şakir Örs/Yeni Asır)

(devamı…)

Yorumda bulunayım

Saçak altına sığınmış göçmen kuşun kartanecikleri arasında düşen beyaz tüyünü de görebilmek… Sunay Akın
(devamı…)

[8] yorum yapılmış.

Next Page »