Burası Agora meyhanesi, Burda yaşar aşkların en divanesi, en şâhanesi
Türkiye’nin neredeyse her yerinde bir adet Agora Meyhanesi vardır. ?arkıya adını verdiği söylenen yer İstanbul’un en eski semtlerinden biri olan Balatmış. Gerçi kimi de şarkı sözü yazarının burayı bilmediğini İzmir’de öylesine bir meyhanede bunu yazdığını söylüyor……

İşte bu ünlü şarkının bestelendiği şiirin sahibi, İzmirli doktor Onur ?enli… Agora Meyhanesi’nin öyküsü şöyle anlatıyor: ” Ben demiryolcu bir ailenin çocuğuydum. Bu şiiri 1959 yılında 19 yaşındayken yazdım. Bir başka demiryolcu ailenin kızına aşıktım. Tabii platonik bir aşk. Aslında o dönemde Agora Meyhanesi diye bir yer yoktu. Aslında şiirin ismi böyle değildi… Fakat yayınlandığı dergide (Ege Ekspres) bu isim verilmiş.”
Agora Meyhanesi, sonra İsmet Nedim tarafından bestelenip, Gönül Yazar tarafından plağa okunmuş. Ama ilk plaklarda eser sahibi olarak Onur ?enli’nin ismi yokmuş. ?enli, şiirine sahip çıkmak için epeyce mücadele vermiş. Davalar açmış, tazminatlar kazanmış. “Agora Meyhanesi”, ülke çapında meyhane kültürünün bir simgesi olmuş, yıllarca Türkiye’nin dört bir yanında açılan meyhenelere “Agora Meyhanesi” denmiş… (Akşam Sefaları-Mehmet ?akir Örs/Yeni Asır)


Yurdumuzdaki Agora Meyhaneleri benzemez belki birbirine ama ortaktırlar da aynı zamanda.
Kimi köhne kimi de yarı köhne… Gelenlerin sohbeti ayrı, bakışları ayrı. Yemekleri meyhane sahibi evden getirir genelde. Ya eşi yapmıştır ya da evde kendisi yapmıştır bir şeyler. Rakı içmeden önce markasını orada tanıyacağınız biralar içilir. (Genelde Tekel Birası) Sonra ağır ağır sohbetle beraber yemek yenir.
Öyle anılar anlatılır ki insan anlatanın onları yaşadığına inanmaz. Hayal edin; karşınızda elinde sadece şarap şişesi, suratında en az iki haftalık sakal olan bir adam. Üzerindeki giysiler sanki emanet. Ama gözlerinde, bakışlarında, konuşmalarında bir gariplik var. Bunlar ait değil benim üzerime diyor sanki. Nedir hayat desen ya da gerçek nedir abi desen saatlerce konuşacak kadar entelektüel. Abi aşığım ben yaa dediğinde de sana akıl verecek kadar da abi. Öyle insanlar olur genelde köhne meyhanelerde. Her zaman uğramasalar da, kendi ifadeleri ile “yollarını bulduklarında” gelirler. Kendi yerlerine otururlar. Başlarlar anlatmaya. Ellerindeki ya da önlerindeki içki araç olur sonra. Sohbet öyle bir hal alır ki, bazen yurdumun herhangi bir yerindeki üniversite kantininde konuşuyormuşsun gibi olursun bazen de sokak çocuklarından birine öğüt verdiğini hissedersin.
Güzeldir, şendir böyle meyhaneler. Muhabbetin en can sıkıcı yerinde bir girer bir şey söyler, patlatırsın kahkahayı. Kaşlarını kaldırıp önündeki masaya bakarsın sonra. Yüzündeki gülme ifadesi geçiverir. Ekşir birden yüzün. Derdin gelir aklına. Kadehe bakarsın. Elini uzatır ağzına doğru getirinceye kadar beyazlığına bakarsın. Kadehi ağzına iyice yanaştırdığında o sert kokusu gelir rakının. İçine çekersin, hoşuna gider. İçtikten sonra rakı kadehini masaya koyduğunda damağında sert bir tat olur. Rakı içtiğini hatırlarsın sanki unutmuş gibi. Alt dudağınla üst dudağını sıkar, siler ve sandalyene biraz daha yerleşirsin. Belki canın biraz meze çeker. Çatalın ucuna biraz meze alırsın. O sırada aklına gelir, “rakı da güzel içki ama içilmez be meret mezesiz”, dersin. Rakıyı seversin. Kafandaki dumanı seversin. Nefes almak güzel dersin. Konuşan ağabeye tekrar bakarsın. O da senin ona baktığını görüp, döner meyhane sahibine başlar anlatmaya. Direk sana anlatmaz önceleri, kırmaktan korkar. Arada onay bekler senden. Onay gelirse devam eder. Dinlersin, dinlersin… Sonra meyhaneden çıktığında yüzünde garip bir tebessüm olur. Aklına gelir. Bu adamı yolda görüp te kim yaa bu? Diyenler neleri kaybettiklerini nereden bilecekler.
Yüzünde bir tebessüm ile eve doğru gidersin. Ağzında aynı şarkı.
Burası Agora meyhanesi
Burda yaşar aşkların en divanesi, en şâhanesi
Bu gece benim gecem,
Cama vuran her damlada
Seni hatırlıyorum ve sana susuzluğumu
Bu aksam ümitlerimi
Meze yapıp içiyorum, içiyorum, içiyor, içiyorum

Yorumda bulunayım